Doğu Türkistan Basın Açıklaması

Doğu Türkistan, 1300’ lü yıllarda İslamiyet’i benimseyen Uygur Türklerinin ana vatanıdır. Çin’in idari bölgelerinin en büyüğü olan Doğu Türkistan kuzeyinde Rusya; batısında Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan; güneybatısında Afganistan; güneyinde Pakistan, Hindistan; ile sınırlara sahiptir.
Doğu Türkistan da, Çin Komünist Rejimi , Müslümanların namaz kılma, oruç tutma, şer’î kıyafete bürünme, Kur’ân-ı Kerim’i bulundurma, gibi, İslâm’a bağlılıklarını sergileyen İslâmî hükümleri yasaklamaktadır.
Bununla da kalmayıp Müslümanların dinine bağlılıkları ile ilgili konularda rapor tutma ve ihbar etmekle vazifeli Çinlileri evlerine almaya, onlarla beraber yaşamaya mecbur etmektedir.
Milyonlarca Müslüman çocuğu toplayıp, zorla “Rehabilitasyon ve Yeniden Elverişli Hale Getirme Kampları” diye adlandırdıkları zorunlu çalışma kamplarında tutsak etmektedirler. Müslüman ve Türk isimleri koymak yasaklanmış olup ;koyanlar cezalandırılmaktadır.
Kısacası Müslümanların onurlarını kırıcı ve inançlarını, kültürlerini, dinlerini ve dine bağlılıklarını zayıflatacak her şeye maruz bırakmaktadır

2017 yılından itibaren toplama kampları adı altında Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin DNA’sı toplanıyor ve kısırlaştırma yapılıyor Müslüman annelerin %22’si tamamen kısırlaştırıldı, iki çocuktan fazlasına da müsaade edilmiyor
Doğu Türkistan’da okullara ve idari binalara asılan genelgede “beden sağlıklarını korumalarını sağlamak” için öğrencilerin oruç tutmalarını yasakladığını bildirildi. . Okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine inşa edilmiştir
Doğu Türkistan’daki halka uygulanan zulmün tek sebebi, halkın Müslüman olmasıdır.
Çin Rejimi, İslam’ı silmeyi ve İslâmiyet’e bağlılığı ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
1980 yıllarında Komünist Çin Doğu Türkistan’a, on milyonlarca Çinli göçmen yerleştirilmeye başlamıştır
1949 yılında Doğu Türkistan nüfusunun % 3 ünü oluşturan Çinlilerin oranı şu anda % 53 ü aşmış bulunmakta.
Avrupa Parlamentosu , Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) verilerine göre, Çin yönetimi tarafından hapishane ya da toplama kamplarında tutulanlar arasında Uygur akademisyenlerden sanatçılara, profesyonel sporculardan bilim insanlarına kadar pek çok üst düzeyde isim bulunmaktadır.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bir süre önce yayımladığı raporda, son iki yılda Doğu Türkistan’da çok sayıda kişinin “önleyici polisiye tedbiri” adı altında suçsuz yere alıkonulduğu ve siyasi açıdan tehlikeli olarak değerlendirilen bireylerin herhangi bir yargı kararı olmaksızın “siyasi eğitim merkezleri” denilen gözaltı merkezlerine gönderildiğini belirtmişti.
Doğu Türkistan sorununun görünen nedeni, etnik ve dini farklılıklar olarak algılansa da asıl nedenin nüfus, doğal kaynaklar, jeopolitik konum, kısaca Çin ekonomisi için duyulan ihtiyaçtan kaynaklı olduğu bellidir.
Çünkü Doğu Türkistan toprakları İpek Yolundan günümüze kadar, Doğu ile Batı arasında kültürel ve ekonomik köprü görevi üstlenmiştir. Günümüzde ise doğu-batı enerji kaynaklarının ulaştırılması açısından stratejik bir öneme sahiptir.

İslâm İşbirliği Teşkilâtını ve teker teker İslâm ülkelerini,
BM Teşkilâtı’na bağlı İnsan Hakları Komisyonu önünde bu konu ile ciddi manada ilgilenmeye, devamlı gündemde tutmaya, olaylar ve gidiş hakkında bilgi akışını takip etmeye,
Çin tarafı ile Birleşmiş Milletlere bağlı İnsan Hakları Konseyi önünde takipte kalmaya çağırıyoruz…
. Filistin’e zulmünden dolayı zaman zaman Siyonistlerin mallarına karşı boykot yaptığımız gibi Çin Mallarına karşı da boykot yapılması için çağrıda bulunuyoruz

                     Doğu Türkistan, kanayan yaramızdır…
                 Güneşin doğduğu, insanlığın battığı yerdir…

Bizler, Türkiyeli Müslümanlar olarak , dünyanın neresinde olursa olsun zulüm gören tüm Müslümanların yanındayız.

                                         Ve diyoruz ki :
     Ey İslam Alemi ! Her alanda, ekonomik-siyasal-sosyal-stratejik-politik  iş birliğini ve bir olmayı-beraber olmayı  sağlanmak zorundasın

Allah ın ipine sımsıkı sarılarak, topyekûn Ümmet olma şuuruyla, küfre karşı tek millet olmak zorundayız.
Değilse zulüm bitmeyecektir.
Değilse İslam Alemi nin burnu yerden kalkamayacaktır.
Değilse ezilen- sürülen –öldürülen –yok edilen-sömürülen olmaktan kurtulamayacağız.
Allah Kuran- ı Mübin in de “kafire karşı güçlü kendi aralarında merhametli ve şefkatli Müslümanlar “ olmamızı emreder. Böyle olmak zorundayız.

Rabbimiz bizleri küfre karşı tek millet olarak toplananlardan eylesin.(amin)

Written by 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir